Bugün onunla ilgili yazmak istedim, dedemin gözlüğüne cam yaptırıp takan, içten içe onu özleyen ama bunu dışa vurmak istemeyen babam hakkında.. 31 Ocak 2010 Pazar
Mustaaaaa.....
Bugün onunla ilgili yazmak istedim, dedemin gözlüğüne cam yaptırıp takan, içten içe onu özleyen ama bunu dışa vurmak istemeyen babam hakkında.. 15 Ocak 2010 Cuma
MELİH+CANDAN=11 OCAK
Bu matematiği devam ettirecek olursak, 11+11=22, bu da Melihin ilkokul daha sonrada lise numarasıymış... bilmeyen kalmamıştır gerçi benim arsızlığımla ama söylemeden geçemeyeceğim bir şey varsa o da kocam ile aynı gün doğmanın şerefini yaşamaktaolduğumdur... benden bir sene önce doğmuş, sonra beni beklemiş... ufacıkmış, tefecikmiş, hatta 5 kilo falanmış... büyümüş beni kendine aşık etmiş... aşağıdaki yazıyı da doğumgünü yazısı olarak maillerimi açtığımda şaşırayım diye yazmış... ne güzel de yazmış...konuk yazar davet edecek raddeye gelmedim daha ama "baştacı yazar" olarak iznini alarak, yazdığı elektronik postayı yayınlamak istedim... aman pek iyi ettim...
01 Ocak 2010 Cuma
Yalnız Ağaç ve Kiraz Bahçesi
2010 için bir sürü iyi dilekte bulundum, yalnız bir ağaç buldum ve umutlarımın her birini onun dallarına bağladım. 2009 dan düşenleri topladım ağacın dibinden. Dedemi en kıymetli yerde muhafaza ediyorum. Gelinliğimi kutuya, Melihimi başımın üstüne koydum. Yeni işimi bir kenara ayırdım onunla ilgili değişik düşüncelerim var. Yerdekilerin içinde hiç mi çürük yoktu vardı elbet. Onları toprağa karışıp unutulsunlar diye ekosistemin adaletine bıraktım.Dallara ise yeni kurduğumuz yuvamız ile ilgili en masum isteklerimizi bağladım. İsimlerini burada sayarsam çok uzayacağını bildiğim bütün sevdiklerimize başta sağlık, huzur, mutluluk, başarı ve aşk diledim. Bu kadar çok sevdiğimiz insan olduğu için bir de şükür duası bağladım.
Peki yani yıla nasıl girdik? ÖZETLE:Güzel girdik. Didotti ile Efe sağolsun... Sayelerinde köyün en güzel köyevinde en güzel yılbaşılarımızdan birini geçirdik. Böylece daha öncelerden arabanın içindeyken yeni yıla girilen, ya da sitenin bahçesinde kibritçi kız kıvamında yeni yıla girilen yılbaşı lanetini üfleyerek hudutlarımızdan uzaklaştırmak bulunmaktayız. Elbirliği ile kendimizi lanetleyip aynı beceriyle aynı lanetten kurtulmaktayız. Çünkü Mervenin dediği gibi kardeş olduk artık. Kardeş gibi olalı yıllar oldu hatta.
Geceye başlarken benim işten kaçta çıkacağımın belli olmaması bende hafif bir gerginlik yarattı. Neyseki 19:30 da evdeydim. Melih ile hemen toparlanıverdik. Kürşad ile Merveyi bekletmemeye gayret gösterdik. onları da aldık. Sonra esas kız Didoşu da aldık. Ballıkuyumcudaki köyevlerine güle oynaya vardık ki "güle oynaya" eylemini 1 Ocak 2010 saat 16:00'a kadar sürdürdük. Çok leziz yemekler yedik. Didem "çerkez"inin benim yalancı çerkez tavuğumu beğenmesi küçük bir hediye gibiydi. Çubuklu sosislerimde aynı ilgiyi gördü. Ama meksika salatası, kısır, biber ve lahana dolması, fasulyeli pilav, börekler, zencefilli kurabiyeler... Daha neler neler... Yudum ve Neyir'in yokluğu farkedildi... Pinoş bir geldi pir geldi... Yeni yıldaki "Gelin"imiz o bizim ne de olsa... Mervoşumun elbisesini en güzel elbise seçtim. Yılbaşı hediye çekilişi ise gürültü patırtı içinde geçti. Bir duman bir sis bulutu karmaşa bağırış çağırış... Ortam sakinleştiğinde elimde Yeliz'in aldığı çok manalı bir tişört, birde mikado vardı. Aldığımız Cdlik Efeye çıkmıştı, eldivenler ise Yeliz'e çıktı.
Sabah ezanı okunuyordu uyumadan önce... Uykudan uyanır uyanmaz, temizliğin verdiği dayanılmaz hafifliğin tadına varmak isteyenler, güçlerini birleştirdi ve etraf toplanmaya başlandı. Kahvaltı hazırlıklarıda dertsiz tasasız geçti ve köyün sıcacık yeni yıl güneşi ile sırtımızdan ısına ısına kahvaltımızı ettik. Bende 6 ay fazladan yıl atlama hissine kapılmama neden olan bu limonata havası, ikindi ile birlikte "haydi toplanın da gününüz boşa gitmesin rüzgarı" ile sonlandı. Kimileri sinemaya gitti, kimileride aynen bizim gibi annemlere geldi. güzel b,r akşam yemeği ile birlikte, internete kavuşmanın mutluluğu ile bu 24 saati sizle paylaşmak istedim....
Ve paylaştım... Ve mutluyum... Huzurluyum... 2010'a neler işleyeceğiz merak konusu... Ekinlerin bereketi üzerimizde olsun. Ekelim, sabırla bekleyelim, biçelim, öğütelim, un yapalım, hamurlara şekiller verelim... Bu yazımı da yazdıklarımın en "PASTORAL"i seçelim... veee yazımızı Melihimin en sevdiği şiirlerden biri ile sonlandıralım... Saygılar... İyi Seneler...
boşluğa bulut buluta yağmur, yağmura toprak ne güzel uymuş...
gündüze güneş güneşe tarla, tarlaya başak ne güzel uymuş...
başağa buğday, buğdaya insan, insana emek ne güzel uymuş...
emeğe eylem, eyleme yürek, yüreğe sevgi ne güzel uymuş...
Bülent Ecevit-Uyum
30 Kasım 2009 Pazartesi
Garip,Hüzün,Özlem,Merak...
Tekrar annemlerin evinde kalmak ne garip...Onları çok özlüyordum evet ama farketmek ne garip...
"O"nu ne çok özledim "bir" günde ne garip...
Dedem gideli 40 gün olmuş neredeyse, sanki yeni gitmiş gibi ne garip...
2 aydır gözlük alamama kabiliyetim ne garip...
Geceleri uykusuzluk çekip, gündüzleri uyumam ne garip...
Şu anki işimin, son işim olmayacağını hissetmek ne garip...
Bugün hiç ısınamıyorum, ne garip...
2009 nasıl bir koşturma içinde geçti, zamanın umursazlığı ne garip...
2010 nasıl geçeceğini bilmemek ne ga...rip...değil aslında...
26 Ekim 2009 Pazartesi
Melekler Korusun...
Dedecim...
Ben seni çok sevdim...
Nerdesin...
Eminim Cennettesin...
Hurilere laf atıyorsun...
İnan burda çoközleniyorsun...
Kartopu oynadıktan sonra pamuk ellerinle ikram ettiğin sahlebin,
Damağımı yakması bile tatlıydı...
Sen yapmıştın çünkü...
Ben senin ilk gözağrındım...
Benim ise şimdi yüreğim ağrıyor...
Üstümde örtülü duran,
Sıcak battaniye çekip alınmış gibi...
Büyüyünce seninle evlenecektim ben...
Düğünümde dans edemedik seninle döne döne...
Ama için rahat olsun senin bana öğrettiğin adımları öğrettim damadına...
Senin kadar prof. değildi, itirafedeyim...
Dön geri tavla oynayalım, sen zar tut, beni ez 65 yıllık tavla bilginle...
51 oynayalım, jokerleri hep sen al...
Çiçekçi'den Üsküdar sahile kadar yürüyelim senle yine...
Balık halinden balıklarımızı, peynirciden peynirimizi,
Turşucudan turşumuzu alalım...
Babaannemden azar işitelim, hazır turşu aldık diye...
Benim odamdı, senin odan oldu 5 ay boyunca...
Duvarları sen kokuyor, az önce kokladım...
Ekoseli karaca gömleğini ben aldım...
Sana yakıştığı kadar yakışmıyor bana...
Sen çok yakışıklıydın dedem...
Dedemsin, babaların babasısın...
Bütün tarihi darbeleri anlattın dedecim ama
Bu son darbenin nasıl olacağını anlatmamıştın...
Melekler etrafından ayrılmasın dedecim...
Onlarında gönüllerini fethet...
Kendine hayran bırak...
Ben sana hayran kaldım dedecim...
Ben seni çok sevdim...
Seni diğer torunlarından kıskandım...
Ama seni en çok ben sevdim...
Yine gel dedecim...
Ben seni yine severim...
Seni Seviyorum...
Ben sana bir daha yazarım...
Daha çok yazarım...
Ben sana hep yazarım dedecim...

